Aldatma Hikayesi


 

Affetmek Mi, Terketmek Mi?

Burada okuduklarınız çiftlerin karşılaştıkları ilişki sorunlarının bir analizi ya da bir teşhisi değildir. Sizlere bu yazıda sorunlarınızla nasıl baş edeceğinizle ilgili asla bir tavsiyede bulunmak gibi bir niyetimiz yok. Fakat toplumda giderek yaygınlaşan aldatma sorunu ile eşlerin nasıl baş edebilecekleri ile ilgili bir fikir edinebileceklerini söyleyebiliriz. Acaba aldatılan taraftaki eş ikinci bir şans daha verebilir mi? Bu tavrın ikici, üçüncü tekrarı söz konusu olabilir mi? Sınırlar nerede çizilmeli? Önemli bir ilişkide olsun, bir evlilik ilişkisinde olsun aldatma deyince ilk akla gelen cinsel ilişki mi olmalı? Güven duygusuna ihanetin sonuçları nelerdir?

 

Kesinlikle acı verici bir deneyimin, aldatmanın unutulup geçmişte kalması oldukça zor ve çok çaba gerektirir. Ancak eşler eğer isterler ve gerekli çabayı göze alabilirlerse, bu acı verici, psikolojik travma etkisi yaratan olayla başetmenin yollarını keşfedebilir, belki de ilişkilerini kurtarabilirler. Böylesi bir durumda genellikle olan, bir avukata başvurmak ve boşanmak istiyorum şeklinde oluyor. Ancak, bazen de olsa eşler bu sorunu bir terapiste, bir aile danışmanı ya da psikologla görüşmeye gidiyorlar. İyi mi yapıyorlar? Aslında bir evlilik terapisti ya da bir psikologla sorunlarını birlikte görüşmeleri evliliklerini, birlikteliklerini kurtaracaklarını garanti etmez. Ancak, eğer psikoterapi merkezine devam ederlerse, bu süreçte yaralarını sarma, öfke duygusunu boşaltabilme, daha etkin bir iletişim kurabilme, güven ihlali sonucu çiftin incitici davranışta bulunmalarının önüne geçebilmelerine yardım bulabilirler. Tabi ki bütün bunlar eşlerin her ikisinin de ilişkilerini onarmak için terapiye aktif ve gönüllü olarak katılımlarına, ilişkinin tarihçesine, çocukların varlığına ve bir çok başka değişkene de bağlıdır.

Aldatma sorununun terapide çalışılmasındaki asıl amaç, incinme, öfke, suçluluk, aldatılan tarafın ne kadar zoruna gittiği gibi meseleleri dile getirilmesini sağlamaktır. Bu tür duyguların, kaynağı ne olursa olsun, açıkca kabul edilmeye ve yapıcı biçimde dile getirilmeye ihtiyacı vardır. Diğer yandan göz yumarak, kandırılarak ve manipule edilerek aldatılan kişinin tekrar kendine güven duygusunu kazanması oldukça güçtür. Güven bir ilişkinin tutkalıdır. Sevgi, tekbaşına bir ilişkiyi ayakta tutmaya yeterli gelmez. Bağlılık, tamamen güvene dayalıdır: Sözünde durmak, vaat etmek, bir kişiye evet demek ve verdiği bütün sözlerin ardında durmak. Birliktelikte bu tutkal bir kez kaybolunca, bütün fişler çekilir. İlişkinin bu kırılgan ve kutsal yapısı tarumar olur. Güven kırılır. Kırılan bir bardak gibi, tekrar toplayıp birleştirmek acı ve hüzün verir. Kırılan güveni tamir etmek bir ilişkide ki en güç dinamiklerden biridir. Kendine güvensizlik duygusunun yaşandığı bir ilişkide yakınlık kaybolur. Duygusal yakınlık kaybolunca, cinsel yakınlıkda yok olur. Savunma duvarları örülür. Ortada iletişim kanalı kalmaz. Küskünlük ve kızgınlık kaplar. Kin ve nefret şevkat ve sevecenliği öldürür. Atmosfer zehirlenir. İlişki yavaş yavaş çürür ve ölür.

Bir kaçamak yapmak ilişkinin var olan sorunlarının bir yansıması, dışa vurumu mudur? Kesinlikle evet! Zayıflayan iletişim, araya örülen duvarlar, duygusal ve fiziksel yakınlıkta azalma, incitici duygular,  dargınlık, hayata küsmek, aldatma davranışının altında yatan sebeplerden bazılarıdır. Bu bağlamda, eşlerden birinin kaçamakta bulunması, her iki eşe de ilişkilerinde aksayan yönleri düzeltmeleri yönünde bir uyarı, bir fırsat da sunar.  Eşlerden birisi aldatarak, aslında ilişkideki problemlerin üzerini örtmeye çalışmaktadır. Ancak bu örtmenin, gece gibi, karanlık, acı sonuçları olan, ilişkiyi zehirleyen de bir yönü vardır.

Aldatma genellikle, dolaylı yoldan ilişkide gitmeyen bir şeylerin varlığını,  kronik hoşnutsuzluk, tatminsizlik, eşlerin davranışlarına karşı gelişen öfke ve hayal kırıklığının bir dışa vurumu, adeta bütün bu olanlara karşı ilişkinin sonucu gelişen bir tutumdur. İşte bu yüzden, ilişkide yaşanan bütün sorunların altını ihanetle sonuçlanan bir davranışla, aldatma ile çizmek, birçok durumda, ilişkinin uzun vadedeki gelişimi ve iletişimin güçlendirilmesi için bir fırsat sunabilir. Bu durumda, aldatmayla karşılaşan çiftlerin ilk tepkisi, bilişsel düzeyi bu olmuyor tabiki. Yaşanan acının yoğunluğu, öfke, nefret, bir başkasına tercih edilme, değersizlik, aşağılanma duyguları, gözleri kör, kulakları sağır ediyor. Ne zamanki yaşadıkları bu travmanın etkisini üzerlerinden biraz olsun atabilirler ve bir evlilik terapistine başvurabilirlerse, aldatmanın ilişkilerindeki anlamını sorgulayabilir, geceyi gündüze, görülmeyeni görebilir, duyulmayanı işitebilir hale getirebilirler. Bu belirsizlik ve ızdıraptan ancak bu yolla kurtulabilirler.

  Ancak asıl önemli olan, kırılan güvenin yeniden inşa edilip edilmeyeceğini tecrübe edebilmek için, çaba, zaman, ve motivasyon gerektiren hassas bir sürece her iki eşin de birlikte gönüllü bir şekilde katılımlarına bağlıdır. Eşlerden birisi bu sürece katılmak istemeyebilir, bu durumda bireysel terapi, bu acının yaralarını sarmak, tekrar aynı davranışı şimdiki ya da gelecekteki ilişkisinde yaşamak istemeyenler için elzemdir.

Çapkınlık ilk defa mı gerçekleşiyor ve kişi ilk defa mı suçlanıyor? Bu durumda ilişkinin düzelmesi yönünde atılacak adımlara daha pozitif bakabiliriz. Söz konusu olan, aldatmayı ilişkideki halledilmemiş sorunların bir dışa vurumu olarak kabul etmek ve her iki tarafın da açık yüreklilikle ve sorumluluk alarak aldatma olayının anlamını ve neye hizmet ettiğini keşfetmeye gönüllü olmalarıdır. Keçiyi yardan atan bir tutam ot imiş. Aldatmadan önce var olan ilişkisel sorunlar, belki de bir gecelik ilişki kaçamağının açacağı yaradan daha az incitici ve çözüme dönük davranışlar daha çok çaba gerektirdiğini hissettirdiği ve düşündürdüğünden,  çift bununla yüzleşmek ve çaba sarfetmek yerine yerine eşlerden biri aldatarak asıl meseleyi gizliyor olabilirler. Bu durumda aldatma, içeride birikmiş basıncın salınımı gerçekleştiren bir vana gibi hizmet görmüştür denebilir.

Çiftin iletişim becerileri, bir evlilik terapistinin rehberliğinde değerlendirilerek güçlendirilmeye ve değişime açık hale gelecek şekilde çalışılması gerekebilir. Kaza yapmadan önce arabanızın lastiklerini, motorunu ve her türlü bakımını yaptırmak durumunda değilmiyiz? Yoksa ya yolda kalırız, ya da yoldan çıkarız. İlişki ve evlilikler de bakıma ve onarılmaya ihtiyaç duyar. Tabi eşler, gerekli adımı atacak farkındalığa ulaşırlarsa. Yoksa aldatmayı tek bir olay gibi değerlendirmek en kolayıdır. Aldatma, sürecin sonucudur. Sorunların dışa vurumudur.

   Güven kolayca ve hemen istediğinizde geri kazanılacak bir mesele değildir. Hele hele kazanın ardından hemen şimdi elde edebileceğiniz bir şey hiç değildir. Güveni geri kazanmak gönülden gelen bir şeydir. Adım adım kazanılır, incinen tarafın inançla ve ilişkinin devam edip etmeyeceğine bağlı kalmaksızın hiçbir beklenti gözetmeksizin elde edebileceği bir şeydir. Bir kaza olmuş, kazada yaralılar vardır. Belkide işin en zor kısmı yaraların sarılması, aracın tamir edilerek yeniden yola çıkabilmesini sağlamaktır.  Kırılan parçaları bir araya getirmek, varsa yedeğini sağlayabilmektir.

    Derin su dalgıçları vurgun yediklerinde acilen bir basınç odasına ulaştırılmaları gerekir, yoksa vurgun felç ve ölüme sebep olur. Aldatma da bir vurgun gibidir, yükselen basıncın eşlerden birinin aldatma davranışı ile her ikisini de vurması gibi. İlişkilerde yaşanan vurgunlar için bir basınç odası yok, ancak terapi odası bu işlevi görebilir. Burada geçirilecek süre boyunca vurgunun etkisinden kurtularak, var olan ilişkiyi sürdürmek ya da bitirmek noktasında sağlıklı bir seçim yapabilirsiniz. Aldatılan, incinen taraf, eşine tekrar tam olarak güvenebilmek için neye ihtiyacı olduğunu, suçlanan tarafın güvenilirliğini kazanmak için neler yapması gerektiğini evlilik terapisinde öğrenebilirler. Gerçekten güvenip güvenmemeye özgürce karar vermiş olurlar. En sonunda, suçlu ve madur taraf her ikisi de (bireysel ya da çift terapisi yardımıyla) suçluluk psikolojisi, incinme, aşağılanma ve öfke duygularını bağışlama ve merhamet etmekle yer değiştirebilirler. Güven için cesaret kazanabilirler. Kazalar kaçınılmaz, hata yapılablir, hiç kimse kusursuz olmaz. Ancak hatalarımızdan öğreneceğimiz çok şey vardır, önemli olan aynı hatayı tekrar etmemektir.

    Eğer aldatma tekrar eden bir davranış halini almışssa yapılacak çok fazla şey kalmamıştır diyebiliriz. Tamam, yukarda söz ettiğimiz gibi bir kez olan bir şeyse, bir kaza denebiliyor. Nitekim,  tekrar ediyor, birden fazla ise bir patolojik örüntüden söz etmek mümkündür. Neden bir ve daha fazla hatayı aldatılan taraf affediyor ve ilişkiye devam edebiliyor? Belki de aldatılan bu rolde kalmayı tercih ediyor olabilir. Bazıları buna su götürmez biçimde göz yumuyor, ya da eşinin değişebileceğini umut ediyor ve her defasında ona bir şans daha vermek istiyor olabilir. Her ne olursa olsun, böylesi bir ilişki bağımlı bir ilişkidir. Bu tür bir ilişkide, madur eş bilinçsizce eşinin kendisini aldatması için fırsat sunuyor ve bu sorunun devam etmesini arzu ediyor olabilir. Bu, aile içi şiddet durumunda olduğu gibi, kurban aldatıldığında, bilinçsizce, sanki eşimin sevgisini kazanırım ve ona bağlılığımı böyle sürdürebilirim diye inanıyor olabilir. Aldatılan eş aldatma davranışını bir hastalık, bir bağımlılık olarak değerlendiriyor, aldatarak iyileşebileceğine inanıyor olabilir. Bu tür durumlarda cinsel bağımlılık, cinsel istismar, zorlanımlı cinsel dürtüler, kişilik bozuklukları vb nedenlerle aldatma davranışı yaşanıyor olabilir. Bu durumda da bireysel psikoterapi kişilik bozukluğu tedavisi ile iyileştirme amaçlanırsa, tercihen eşin de desteği ile başarıya ulaşılabilir.

Ali Bıçak

Psikoterapist-Aile Danışmanı

Antalya Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık